30.7.19

Anadolujet Mağdur Olmayan Kalmasın

Anadolujet uçmayan kalmasın

Bugüne kadar müşterisini mağdur eden bir çok şirket gördüm, ama itiraf etmeliyim ki Anadolujet'in bana yaşattığı mağduriyetler silsilesi bu dalda oscar'a aday.

Anadolujet internet sitesinden 22 Mart tarihinde yurt içi 3 kişilik sabah gidiş, akşam dönüş uçak bileti aldım. 24 Nisan tarihinde firma SMS göndererek gidiş uçuşumun iptal edildiğini ve rezervasyonumun akşam uçuşuna alındığını söyledi. Akşam uçuşu olarak nitelenen uçuş zaten benim dönüş uçağımdı.

Eski bir havayolu çalışanı olarak bu tarz durumların olabileceğini biliyorum. Bu nedenle çok takılmadım ve Çağrı merkezini arayarak para iadesi istedim. Firma dönüş biletim de olduğu için 25 Haziran'da dönüş uçuşumu yapmamı sonar kendilerini tekrar aramamı yoksa para iadesi yapamayacaklarını söyledi. Bu durumun saçma olduğunu, hem uçuşu kendilerinin iptal ettiğini hem de 2 ay daha paramı vermeyerek beni tekrar mağdur edeceklerini söylediğimde dönüş uçuşumu da iptal edip para iademi yapmayı önerdiler. Doğal olarak kabul etmedim.

25 Haziran tarihinde dönüş uçuşumu gerçekleştirdim ve 26 Haziran'da para iadesi için Çağrı merkezini aradım. Aramak zorundasınız çünkü sistem otomatik değil ve firma bu sayede aramayı unutanların parasının üzerine yatmış oluyor. Telefondaki yetkili bir hata olduğunu ve para iadesini şimdilik yapamayacaklarını inceleme için bana bir önceki görüşmeyi ne zaman yaptığımı tarih ve saat ile belirtmemi söyledi. Ben kendilerine sistemlerinin ses kaydı aldığını arama kayıtlarına ulaşabileceklerini söyledim ama öyle de olmuyormuş. Telefon operatörümün sitesine girip arama kayıtlarını incelemem ve tam tarih ve saati söylemem gerekiyormuş yoksa inceleyemezlermiş. Bir şekilde tarih ve saati de bulup söyledim. Şikayet kaydı oluşturdular.

Tam 1 ay boyunca şikayet incelemesi devam etti. Sonrasında bir email ile personnel hatasından ötürü sorun yaşandığını ve haklı olduğumu belirttiler. Peki bu durumda mağduriyetimi giderdiler mi? Tabi ki HAYIR!

3 kişilik rezervasyonumun sadece 1 kişisi için bana bir çek yollamışlar. Bu çek ile yeniden rezervasyon yapabiliyormuşum. Olur da para iadesi almak istersem de ofislerine gitmeliymişim. Neyse ki havalimanında çalışıyordum da oradaki ofise gittim. Para iadesi için kodu verdiğimde benden kendi adıma bir kredi kartı vermemi istediler. Laf arasında aslında rezervasyonun 3 kişilik olduğunu ve diğer 2 kişinin de parasını benim ödediğimi söyledim. Çağrı merkezini arayıp onların parasını sizin alacağınızı söyleyin yoksa diğer yolcuların da kendilerinin gidip para iadesi için başvurması gerekir dediler. Bunun üzerine Çağrı merkezini arayıp not paranın tarafıma iade yapılmasını istedim. Çağrı merkezi not aldığını belirtti.

Peki sizce parayı iade ettiler mi? Tabi ki HAYIR!
Diğer iki yolcu için bir iade numarası düzenlediler ve yolcuların kendilerinin Thy ofisine giderek iade alması gerektiğini söylediler.

Burada iki ihtimal var. Ya Türk Havayolları gibi Dünya markası olarak lanse edilen firmanın çalışanları tamamen yeteneksiz, liyakatsiz ve iş bilmez insanlardan oluşuyor, ya da benim gibi uğraşacak vakti olmayan yolcuların paralarının üzerine yatmaya çalışıyorlar.
Yazıklar olsun…

4.7.19

Düz Dünya (!)

Düz dünya güneşin doğuşu ve batışı

Geçenlerde radyoya Türkiye Düz Dünya Derneği başkanı olduğunu söyleyen biri bağlandı ve yaklaşık yarım saat Dünya'nın düz olduğuna dair konuştu. İlk başta şaka zannettim, çünkü aynı radyoda her bölümde başka bir şeyin uzmanı kılığına girilen konseptte bir program vardı. Biraz dinleyince arkadaşın gayet ciddi olduğunu fark ettim.
Bir şeyi dinlerken empati yapmayı severim. Bu arkadaş da bir şeye inandığına göre tutarlı bir takım düşüncelerin sonucunda bu kanıya varmıştır diye düşünerek program sonuna kadar dinledim. Dernek başkanı, sunucunun her sorusuna kendince bir cevap veriyordu. Hatırladığım kadarıyla şöyle konuşmalar geçti;

+ Güneşin doğuşu ve batışını nasıl açıklıyorsunuz?
- Yukarıdan tutulan bir el feneri gibi güneş kıtaların üzerinden geçiyor. Güneş de aslında yuvarlak değil, tren raylarının uzaklaştığında bir nokta gibi görünmesi (perspektif) durumunda olduğu gibi Güneş uzak olduğundan öyle görünüyor.

+ Uydu görüntülerine göre Dünya dönüyor bunu nasıl açıklıyorsunuz?
- Hayır aslında uydu dünyanın etrafında dönüyor

+ Bir noktada hep doğuya veya batıya yürürsek aynı noktaya ulaşırız bunu nasıl açıklıyorsunuz?
- Aslında Dünya tepsi gibi, kenardan dönüp yeniden aynı noktaya ulaşılıyor.

+ Kutupları nasıl açıklıyorsunuz?
- Onlar aslında dünyanın çevresinde. Küre Dünyacıların dediği gibi tek bir noktada değil.

+ Peki yerçekimi de mi yok?
- Onu tam bilmiyorum. Yer çekimi varsa uçan balonlar nasıl uçuyor?

Bu arkadaş düz dünya konusunu internetteki bir videoda görmüş ve araştırıp hakikati (!) görmüş. Bundan sonra da dönüş yokmuş. Ayrıca küre dünya teorisindeki (evet teori dedi) her şeyin açıklaması düz dünya için de varmış.

Yıllar önce ayın aslında var olmadığını anlatan bir yazı görmüştüm. Adamlar Amerika'nın aya çıkmadığını savunmaktan bir adım daha öteye gitmişler ve ayın da aslında var olmadığını, optik bir ilüzyon olduğunu söylemeye başlamışlar.
Ayın olmadığını savunanları yine bir derece anlıyorum, esas amaçları başka bir şeyi çürütmek, ama Dünya'nın aslında düz olduğunu savunmanın altında ne var bir türlü anlayamadım. Mesela dese ki;" Düz olan Dünya'yı bize yuvarlak gibi yutturmaya çalışıyorlar çünkü overlokçuların dünyanın kenarlarına overlok yapmasını illüminati üyeleri istemiyor" yine hak vereceğim ama o bile yok.

Bence buradaki esas önemli konu çok daha farklı. İnsan beyni öyle enteresan çalışıyor ki bir şeye inanmak isterse veya inanmak istemezse beyin aksi görüşleri tamamen red ediyor. Aksi görüşleri çürütecek kendince bahaneler bulmaya çalışıyor. Bu yüzden insanların sabit fikirleri değişmiyor.

13.5.19

İngilizce Öğrenmek İsteyenlere Tavsiyeler

İş yaşamınının olmazsa olmazlarından biri de dil eğitimidir. Hatta günümüzde neredeyse herkes İngilizce bildiği için, bir dil bile yeterli olmayabiliyor.
Ben ilkokulu 5. sınıfta bitirip Anadolu lisesini kazandığımda 1 sene hazırlık okumuştum. Hatta bizim zamanımızda (yaşım ortaya çıktı) orta okul 1. sınıfın ilk döneminde matematik ve fen bilgisini ingilizce olark işlemiştik. Ancak gelin görün ki daha sonraki yıllarda ingilizcei biraz boşladım ve üniversiteyi kazandığımda yeniden 1 yıl hazırlık okumak zorunda kaldım. Üniversitedeki ingilizce eğitimim orta okuldakinden tamamen farklıydı. Orta okul müfredatında size formül gibi ezberletilen sıkıcı bir dil varken üniversitede size doğrusuyla yanlışıyla konuşmaya sevk eden bir dil eğitimi vardı.

Şöyle düşünün; Taksim'de gezerken bir yabancının "Ben gitmek Sultanahmet" dediğini duyduğunuzda adam Türkçe öğrenmiş diye seviniyorsunuz değil mi? Sevinirken de bu ne biçim Türkçe demiyorsunuz. İşte onun değişik bir versiyonu. Konuştukça zaten eksiklikler yerine oturuyor.

Günlük hayatta kullanabileceğiniz küçük, etkili ve ücretsiz bir kaç dil öğrenme aktivitesini aşağıda bulabilirsiniz.

Kelime Bilgisi ve Okuma:

* Öncelikle kullandığınız cep telefonunun dilini İngilizce olarak ayarlamakla işe başlıyoruz. Zaten bir çok şeyi okumadan el yordamıyla yapıyordunuz, varsın İngilizce yazsın orada. Bu değişikliği yaptıktan sonra kullandığınız bazı uygulamaların da dili İngilizceye dönebilir. Ne Güzel işte, yeni kelimeler öğrenirsiniz.

* Telefonunuz artık İngilizce olduysa şimdi de kullandığınız instagram, youtube, facebook, linkedin gibi sosyal medya hesaplarının dilini İingilizce olarak ayarlıyoruz.

* Şimdi bu maddede desem ki İngilizce kitap alıp okuyun, kimsenin okumayacağını biliyorum. Bu nedenle 9Gag gibi eğlenceli siteleri ve bu sitelerin sosyal medya hesaplarını takip etmenizi öneriyorum. Birkaç cümlelik caps'leri okurken hem eğlenecek hem de yeni kelimeler öğreneceksiniz. Ayrıca mesleğiniz ile ilgili sayfaları da takip edebilirsiniz. Örneğin benim takip ettiğim "trust me i'm an engineer" diye bir sayfa var, eğlenceli paylaşımlar yapıyor.

* Son olarak da Duolingo uygulamasını öneririm. Günde birkaç dakikanızı ayırarak eğlenceli bir şekilde pratik yapabilirsiniz.

Dinleme:

* En eğlenceli yöntem hiç şüphesiz original dilinde ve ALTYAZISIZ film izlemektir. İlk başlarda takip etmekte çok zorlanıyorsanız altyazıyı ingilizce olarak ayarlayabilirsiniz. İzlediğiniz ilk 5-10 filmden muhtemelen hiç bir şey anlamayacaksınız. Ama yılmak yok, sonrasında yavaş yavaş bir aydınlanma geliyor.

* Yukarıdaki madde biraz ağır geldiyse diye biraz daha kolay versiyonunu tarif etmiş olayım. Daha önce izlediğiniz ve izlemekten keyif aldığınız bir filmi şimdi bir de ingilizce olarak izleyin. Zaten bildiğiniz replikleri anlamanız kolay olacaktır. Unutmayın, bebekken hepimiz sadece dinleyerek konuşmayı öğrendik.

Konuşma:

* Bununla ilgili uygulamalar bile var. Kayıt oluyorsunuz ve cep telefonu üzerinden yabancı biriyle konuşuyorsunuz. Teknoloji pek bir gelişti azizim, eskiden olsa turist gördüğünüzde büyükleriniz git bak turistle ingilizce konuş diye size dürtüklerdi.

* Uygulama ile uğraşmak istemeyenler ya da para harcamak istemeyenler için etkili diğer yöntemimiz de şöyle; yurt dışında yaşadığınızı hayal edin. Arkadaşlarınıza gün içinde anlattığınız bir şeyi yurt dışındaki yabancı arkadaşlarınıza anlatmanız gerekseydi nasıl anlatırdınız diye düşünün. İçinizden geçirmeniz de iyi ama sesli de tekrarlarsanız daha bir güzel olur.

9.10.18

Deliren kral


Rahmetli dedemin anlattığı bir hikâye;

Zamanın birinde kralın biri bir rüya görür. Rüyasını yorumlattığında ülkeye yağmur yağacağını ve bu yağmur suyundan içen herkesin delireceğini öğrenir. Rüya yorumuna itibar eder ve kendisi için içme suyu ayırır.
Aradan günler geçer ve beklenen yağmur gelir. Halk yağmuru coşku ile karşılar ve su kaplarını yağmur suyu ile doldurup kana kana içerler. Ne yazıktır ki, rüya yorumcularının dediği doğru çıkar ve sudan içen herkes delirir.
Yağmur dindikten sonra kral halkın durumunu merak edip saraydan çıkar ve tebdil-i kıyafet halkın arasına karışır.
Halkın içinde dolaşan tek farklı kişi kraldır, halk da bunu hemen fark eder. Birbirlerini çekiştirerek kralı gösterir ve "Deliye bakın!" diye kral ile alay ederler.
İçlerindeki tek akıllı kişi kral olmasına rağmen delilik yaygın olduğu için farklı olan kral diğerlerine göre delirmiştir.
Kral, deliren halkı görüp yanlış yaptıkları şeyler için uyarmaya çalışsa bile, halk herkes yapıyor düşüncesi ile kralı haksız çıkarır ve onunla alay eder.
Kral sonunda dayanamaz ve halkın içtiği sudan kendisi de içerek "normalleşir".

5.7.18

Herkes ile Kavgalı Olan İnsanların Genel Özellikleri

Etrafımızda hiç mutlu olamayan, mutsuz olmak ya da birileriyle kavgalı olmak için her zaman bir nedeni olan, en sonunda da insanların iletişimi ikinci katip mertebesine indirdiği kişiler vardır ya. Patlamış mısırları hazırlayın, onları yakından inceliyoruz.

1) Hafızaları Çok Güçlüdür
Üniversitede yapay zeka dersi alırken aslında unutmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark etmiştim. Bilgisayarın hafızasının dolmaması için bile temp'e atılan dosyaların bir müddet sonra silinmesi gerekiyor. Neyse ki bilgisayarların (henüz) kin tutma gibi bir yeteneği yok da başımız büyük bir belaya girmiyor.
Başınıza gelen kötü bir olayı, size söylenen kötü bir sözü (yanlış anlamış olsanız bile) 10 yıl sonra bile ilk günkü heyecanı ve sinir katsayısı ile yaşadığınızı düşünün. Hayat çekilmez bir hale gelir. Karşımızdaki hiç kimse mükemmel olmadığı için de bir müddet sonra her insanın bir kusurunu görüp en sonunda bütün insanlardan uzaklaşmaya başlarız.

Filler asla unutmaz ve asla affetmez

2) Kimseye İhtiyaçlarının Olmadığını ve Olmayacağını Düşünürler
İnsanların en büyük hatalarından biri de içinde bulundukları durumun sonsuza kadar süreceğini düşünmeleridir. Bu durum hem içinde bulunduğunuz iyi haller için geçerlidir (bkz: düşmez kalkmaz bir Allah), hem de kötü haller için (bkz: keser döner sap döner gün gelir hesap döner).
Bu yazının konusu olan arkadaşlar içinde bulundukları iyi halin asla değişmeyeceğini düşünürler. Büyük ihtimalle şuanda sağlık, para, statü bakımından çok da kötü bir konumda değillerdir. "Taşı sıkıp suyunu mu çıkarsam acaba?" diye düşünüyor bile olabilirler. Ama gelin görün ki geçmiş ile uğraştıkları kadar geleceği düşünmediklerinden, uzun vadeli sağlıklı bir plan yapamazlar.

Dede olunca kim sahip çıkacak?

3) Kendilerini Dünya'nı Merkezinde Görürler
Kendileri adeta evrenin merkezindedirler. Dünyadaki tek önemli kişi kendileri, dünyadaki tek dert de kendilerininkidir. Kendilerinden başka hiç kimse o an mutsuz, üzgün ya da yorgun olamaz. Her kes onların ne kadar şahane olduğunu söylemek için yaratılmıştır ve bu görevlerini dinlenmeden yerine getirmeleri gerekir.

Dünyamız ahan da şurada

4) Kısır Döngü İçerisindedirler
Dünyanın merkezi sadece bir kişiye yetecek büyüklükte olduğu için bu arkadaşlar genellikle yalnız ve asabidirler. Bazı uzmanlar (bu ben oluyorum) asabi oldukları için yalnız olduklarını söylerken bazıları (bu da yine benim) ise yalnız oldukları için asabileştikleri kanısına varmıştır.


5) Çocukluklarına İnmek Gerekir
Anlayabildiğim kadarıyla (bak önceki maddede kendime uzman demiştim ama bu maddede biraz sakinleştim) bu tarz insanlar çocukken bazı ünvanları kafalarında büyütüyorlar. Kimisi için anne/baba olmak, kimisi için bir yerde makam sahibi olmak otoritenin sembolü. Kendileri küçükken bu otoriteleri sorgulamadıkları için kendilerini de başkasının sorgulaması istemiyor. Bu yüzden kendilerini onaylamayan herkesi karşılarında görüyorlar.

Screw you Cartman

6) Boş Zamanları Çoktur
Eğer hafızanız olumlu şeyleri hatırlama konusunda pek maharetli değil ama olumsuz şeyleri hatırlama konusunda master seviyesinde ise. Bir de kötü şeyleri düşünmek için bolca boş zamanınız varsa, belanızı bulmuşsunuz demektir. Bu durumdan kurtulmanın çaresi bir hobi bulmaktır, yoksa kafada bir şeyler kurmaktan devreler yanacak, "3 sene önce bana öyle demişti, bak şimdi hatırlayınca yine sinirlendim" demekten kendinizi alamayacaksınız.
Laaaan!?!

10.1.18

Kolay soyulan kestane fırında nasıl pişirilir?

Kolay soyulan kestane fırında nasıl pişirilir?

Geçen ay kış sezonunun açılışını yapmak için yerel bir marketten kilosu 28TL'ye (fiyatı neden verdiğimi birazdan anlayacaksınız) kestane almıştım. Eve gidip fırında pişirdiğimizde 1 kiloya yakın kestaneyi yiyemeyerek çöpe atmak zorunda kaldık çünkü kestanenin içindeki tüylü kabuk bir türlü ayrılmıyordu ve yemek işkenceye dönmüştü. Daha sonra acaba kestanenin cinsinden mi yoksa pişirme şeklinden mi böyle oldu diye düşündüm ve herkesin ilk aklına gelen şeyi yaparak Google'dan "Kestane nasıl pişirilir?" , "Fırında kestane nasıl yapılır?" , "Kolay soyulan kestane nasıl pişirilir?" gibi aramalar yaptım. Çıkan sonuçlardan kendime bir plan yaptım ve bir sonraki kestaneyi bu şekilde pişirerek başarıya ulaştım. Şimdi gelelim kestaneyi nasıl pişirmeniz gerektiğine;

* Öncelikle kestane üzerine çarpı şeklinde çizikler atıyoruz
* Daha sonra kestaneleri su dolu bir kaba koyarak en az 1 saat suda bekletiyoruz.
* Kestaneleriniz suyun dibine batıyorsa şanslısınız çünkü kaliteli kestane almışsınız demektir. Eğer kestaneler suyun üzerine çıkıyorsa %50 ihtimalle kötü çıkacaktır. eğer misafire ikram edecekseniz suyun dibinde kalan kestaneleri tepside ayrı bir yere dizerek buradan ikram etmeyi deneyin.
* Daha önceden ısıtılmış fırında, 200 derecede, kestanenin büyüklüğüne göre 20-30 dakika civarında pişiriyorsunuz.
* Eğer kestaneleri soyarak ikram etmeyi düşünüyorsanız temiz bir havluya sararak biraz sıkıştırabilirsiniz. Üst kabuğu çıtırlaşan kestanelerin kabukları kolaylıkla soyulacaktır.

Bu yöntem başarıya ulaşınca yok kenarında 10TL'ye satılan kestaneleri de alarak aynı yöntemle denemek istedim. Buradan önemli olanın kestane mi yoksa pişirme şekli mi olduğunu anlamaya çalışıyordum. 10TL'lik kestaneler de aynı yöntemle başarıyla pişti. Tek farkı 10TL'ye aldığınız kestanelerde suyun üzerinde yüzen daha fazla kestane olması.

Afiyet olsun.

20.2.17

Ekonomik makineler nasıl çalışır

Ekonomik olarak zor durumda olduğumuz şu günlerde denk geldiğim güzel bir video. İzlemeye üşenenler için bir kaç cümle yazayım, ama siz yine de izleyin :)

If you borrow to buy a big TV, it doesn't make income for you to pay back the debt
But if you borrow to buy a tractor, then you can pay your debt and improve your living standarts

3 Rules;
* Don't have debt rise faster than income
* Don't have income rise faster than pruductivity
* Do all that you can to raise your productivity