5.7.18

Herkes ile Kavgalı Olan İnsanların Genel Özellikleri

Etrafımızda hiç mutlu olamayan, mutsuz olmak ya da birileriyle kavgalı olmak için her zaman bir nedeni olan, en sonunda da insanların iletişimi ikinci katip mertebesine indirdiği kişiler vardır ya. Patlamış mısırları hazırlayın, onları yakından inceliyoruz.

1) Hafızaları Çok Güçlüdür
Üniversitede yapay zeka dersi alırken aslında unutmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark etmiştim. Bilgisayarın hafızasının dolmaması için bile temp'e atılan dosyaların bir müddet sonra silinmesi gerekiyor. Neyse ki bilgisayarların (henüz) kin tutma gibi bir yeteneği yok da başımız büyük bir belaya girmiyor.
Başınıza gelen kötü bir olayı, size söylenen kötü bir sözü (yanlış anlamış olsanız bile) 10 yıl sonra bile ilk günkü heyecanı ve sinir katsayısı ile yaşadığınızı düşünün. Hayat çekilmez bir hale gelir. Karşımızdaki hiç kimse mükemmel olmadığı için de bir müddet sonra her insanın bir kusurunu görüp en sonunda bütün insanlardan uzaklaşmaya başlarız.

Filler asla unutmaz ve asla affetmez

2) Kimseye İhtiyaçlarının Olmadığını ve Olmayacağını Düşünürler
İnsanların en büyük hatalarından biri de içinde bulundukları durumun sonsuza kadar süreceğini düşünmeleridir. Bu durum hem içinde bulunduğunuz iyi haller için geçerlidir (bkz: düşmez kalkmaz bir Allah), hem de kötü haller için (bkz: keser döner sap döner gün gelir hesap döner).
Bu yazının konusu olan arkadaşlar içinde bulundukları iyi halin asla değişmeyeceğini düşünürler. Büyük ihtimalle şuanda sağlık, para, statü bakımından çok da kötü bir konumda değillerdir. "Taşı sıkıp suyunu mu çıkarsam acaba?" diye düşünüyor bile olabilirler. Ama gelin görün ki geçmiş ile uğraştıkları kadar geleceği düşünmediklerinden, uzun vadeli sağlıklı bir plan yapamazlar.

Dede olunca kim sahip çıkacak?

3) Kendilerini Dünya'nı Merkezinde Görürler
Kendileri adeta evrenin merkezindedirler. Dünyadaki tek önemli kişi kendileri, dünyadaki tek dert de kendilerininkidir. Kendilerinden başka hiç kimse o an mutsuz, üzgün ya da yorgun olamaz. Her kes onların ne kadar şahane olduğunu söylemek için yaratılmıştır ve bu görevlerini dinlenmeden yerine getirmeleri gerekir.

Dünyamız ahan da şurada

4) Kısır Döngü İçerisindedirler
Dünyanın merkezi sadece bir kişiye yetecek büyüklükte olduğu için bu arkadaşlar genellikle yalnız ve asabidirler. Bazı uzmanlar (bu ben oluyorum) asabi oldukları için yalnız olduklarını söylerken bazıları (bu da yine benim) ise yalnız oldukları için asabileştikleri kanısına varmıştır.


5) Çocukluklarına İnmek Gerekir
Anlayabildiğim kadarıyla (bak önceki maddede kendime uzman demiştim ama bu maddede biraz sakinleştim) bu tarz insanlar çocukken bazı ünvanları kafalarında büyütüyorlar. Kimisi için anne/baba olmak, kimisi için bir yerde makam sahibi olmak otoritenin sembolü. Kendileri küçükken bu otoriteleri sorgulamadıkları için kendilerini de başkasının sorgulaması istemiyor. Bu yüzden kendilerini onaylamayan herkesi karşılarında görüyorlar.

Screw you Cartman

6) Boş Zamanları Çoktur
Eğer hafızanız olumlu şeyleri hatırlama konusunda pek maharetli değil ama olumsuz şeyleri hatırlama konusunda master seviyesinde ise. Bir de kötü şeyleri düşünmek için bolca boş zamanınız varsa, belanızı bulmuşsunuz demektir. Bu durumdan kurtulmanın çaresi bir hobi bulmaktır, yoksa kafada bir şeyler kurmaktan devreler yanacak, "3 sene önce bana öyle demişti, bak şimdi hatırlayınca yine sinirlendim" demekten kendinizi alamayacaksınız.
Laaaan!?!

10.1.18

Kolay soyulan kestane fırında nasıl pişirilir?

Kolay soyulan kestane fırında nasıl pişirilir?

Geçen ay kış sezonunun açılışını yapmak için yerel bir marketten kilosu 28TL'ye (fiyatı neden verdiğimi birazdan anlayacaksınız) kestane almıştım. Eve gidip fırında pişirdiğimizde 1 kiloya yakın kestaneyi yiyemeyerek çöpe atmak zorunda kaldık çünkü kestanenin içindeki tüylü kabuk bir türlü ayrılmıyordu ve yemek işkenceye dönmüştü. Daha sonra acaba kestanenin cinsinden mi yoksa pişirme şeklinden mi böyle oldu diye düşündüm ve herkesin ilk aklına gelen şeyi yaparak Google'dan "Kestane nasıl pişirilir?" , "Fırında kestane nasıl yapılır?" , "Kolay soyulan kestane nasıl pişirilir?" gibi aramalar yaptım. Çıkan sonuçlardan kendime bir plan yaptım ve bir sonraki kestaneyi bu şekilde pişirerek başarıya ulaştım. Şimdi gelelim kestaneyi nasıl pişirmeniz gerektiğine;

* Öncelikle kestane üzerine çarpı şeklinde çizikler atıyoruz
* Daha sonra kestaneleri su dolu bir kaba koyarak en az 1 saat suda bekletiyoruz.
* Kestaneleriniz suyun dibine batıyorsa şanslısınız çünkü kaliteli kestane almışsınız demektir. Eğer kestaneler suyun üzerine çıkıyorsa %50 ihtimalle kötü çıkacaktır. eğer misafire ikram edecekseniz suyun dibinde kalan kestaneleri tepside ayrı bir yere dizerek buradan ikram etmeyi deneyin.
* Daha önceden ısıtılmış fırında, 200 derecede, kestanenin büyüklüğüne göre 20-30 dakika civarında pişiriyorsunuz.
* Eğer kestaneleri soyarak ikram etmeyi düşünüyorsanız temiz bir havluya sararak biraz sıkıştırabilirsiniz. Üst kabuğu çıtırlaşan kestanelerin kabukları kolaylıkla soyulacaktır.

Bu yöntem başarıya ulaşınca yok kenarında 10TL'ye satılan kestaneleri de alarak aynı yöntemle denemek istedim. Buradan önemli olanın kestane mi yoksa pişirme şekli mi olduğunu anlamaya çalışıyordum. 10TL'lik kestaneler de aynı yöntemle başarıyla pişti. Tek farkı 10TL'ye aldığınız kestanelerde suyun üzerinde yüzen daha fazla kestane olması.

Afiyet olsun.

20.2.17

Ekonomik makineler nasıl çalışır

Ekonomik olarak zor durumda olduğumuz şu günlerde denk geldiğim güzel bir video. İzlemeye üşenenler için bir kaç cümle yazayım, ama siz yine de izleyin :)

If you borrow to buy a big TV, it doesn't make income for you to pay back the debt
But if you borrow to buy a tractor, then you can pay your debt and improve your living standarts

3 Rules;
* Don't have debt rise faster than income
* Don't have income rise faster than pruductivity
* Do all that you can to raise your productivity

22.11.16

Letgo Uygulamasında Karşınıza Çıkan İnsan Çeşitleri

Televizyonlarda dönen reklamları sayesinde Letgo uygulamasını herkes biliyor. Bilmeyenler için kısaca bir özet geçeyim, uygulama sayesinde evinizdeki kullanmadığınız eşyaları satabilir ya da ihtiyaçlarınızı bu uygulama üzerinden satın alabilirsiniz. Sahibinden.com'a rakip olarak Türkiye piyasasına giren kullanması kolay ve ücretsiz olan bu uygulama şimdiden benim gönlümü feth etmiş durumda. Evde boş zamanlarımda uygulamaya girip güzel bir şey var mı diye bakınıyorum. Bu uygulama hiç aklımda olmayan bir çok şeyi satın almama neden olmakla beraber insan tanımamı da sağlıyor. Bir nevi yurdumdan insanlar belgeseli diyebiliriz. Genellikle gözlemlediğim insan grupları şöyle;

1) Para satanlar
En az 20 yıldır para koleksiyonu yapan biri olarak tarihi değeri olan paraların satılmasını anlarım. Ama sırf dikkat çekmek, "kızlar esprili erkeklerden hoşlanır" dürtüsü ile kendini zorlamak. En sonunda da "100 lirayı 101 liraya satıyorum" diye ilan koyan 4235. kişi olmak sizi daha zeki göstermeyecek, aksine "ulan öküze bak düşünmüş düşünmüş anca bunu bulabilmiş" diye yorumlar almanıza neden olacaktır.

Çok komikmiş kardeşÇok komikmiş kardeş

2) Ölücüler
Siz 300 liraya ürün ilanı eklersiniz. 20TL olur mu gibi saçma mesajlardan sıkılıp ürünün adını "Pazarlıksız Son Fiyat" olarak yazarsınız. Ölücü arkadaşımız gelip ürünün ederinin aslında 50TL olduğunu. Kabul ederseniz hemen gelip NAKİT olarak alabileceğini belirtir. Benim hayalim ölücüler ile para satanların kapışmasıdır. Tecrübelerime göre bu iki grup arasında şöyle bir diyalog geçecektir.

        - 100TL'yi 150TL'ye satıyorum
        + Merhaba 35TL veririm. Eğer kabul ederseniz hemen gelip nakit ödeme yapabilirim.
        - Maalesef. Bana gelişi zaten 100TL
        + Sen bilirsin kardeş. Sonradan fiyat düştü gel al dersen almam haberin olsun.

3) Gömü Bulanlar
Evde eski çekmeceleri karıştırırken 1961 basım 2,5 Lira bulmuş, "nereden baksan 50 yıllık geçmişi var kesin çok para eder" diye düşünmüş ancak bu paranın kilo ile satıldığından haberi olmayan iyi niyetli arkadaşlardır. Madem ederini bilmiyorsun fiyatı pazarlık edilebilir olarak bırak. Ne diye astronomik rakamlar istiyorsun. İyi niyetli insanlar olduklarını düşündüğüm için çok da üzerlerine gitmiyorum.
Dededen kalan miras

4) Eş Arayanlar
Bu arkadaşlar nasıl bir yokluk içindeyse artık kendilerini satılacak bir mal gibi ilan edip bir de fiyatın boş geçildiğinin farkına varmadıklarından bir rakam sallamışlardır. (Olmaz ya) Bir şekilde bu vesile ile ilişkileri başlar da evlenip çoluk çocuğa karıştılar diyelim. Çocuk gelip "Anne siz babamla nasıl tanıştınız?" diye sorduğunda annesi ne cevap verecek çok merak ediyorum.
15-16 yaşında ergenlik görevini yerine getirmeye çalışanları yine bir derece anlıyorum da sonraki yaşlar daha fena.
Hayaller vs. Gerçekler

5) Araba önü bebekleri
Bu gruptaki canlılar bir önceki grubun motorlu araca sahip olan versiyonudur. Eskiden gelin arabalarının önüne yerleştirilen oyuncak bebek edasıyla arabalarının önüne geçer ve fotoğraflarını Letgo'ya eklerler. Amaçları araçlarını satmaktan çok "Arabam var, genç kızlar eklesin" mesajı vermektir. Araba almaya parası yetmeyenler motorsiklet ile de aynı pozu verebilir. Henüz bisiklet ile bu pozu veren yok ama ekonomik kriz gibi durumlarda o duruma da düşebiliriz.
İnsanın içinden mesaj atıp "bu arabanın beygiri neden dışarıda" diye sormak gelir.
Aracımız bir beygir

6) Arkadaş satıcıları
En nefret ettiğim canlı grubudur. Çocukluklarına belirli bir yaşa kadar evin prensi/prensesi olarak yetiştirildiklerini, daha sonra doğal ortama salındıklarında dünyanın merkezinde olmadığı gerçeği ile yüzleşen bireylerden olduklarını fark ederler. Bu canlılar için yeniden ilgi çekmenin en kolay yolu, sürüdeki daha zayıf diğer bir bireyi tespit etmek ve onun üzerinden prim yapmaya çalışmaktır. Görüldükleri yerde belediyeye haber verilmesi ve belediye tarafından barınağa götürülmesi gerekmektedir.
Değerinde bayan seni ne yapsın

7) Okuma özürlüler
Siz o küçücük klavye ekranından (çünkü Letgo şimdilik web arayüzünden ürünlerinizi düzenlemenize izin vermiyor) harf hatalarınızı düzelte düzelte açıklamayı yazarak satmak istediğiniz ürünü detaylı olarak yazarsınız. Unuttuğunuz bir şey var ki o da bizim toplumumuzun okuma özürlü olduğudur. Size gelen ilk mesaj "ürünün bir sorunu var mı?" olur. Ürünün adını "Açıklamayı okuyun" olarak yazsanız bile bu arkadaşlardan kurtulmanız çok zordur. (Aynı güruh bu yazının da sadece başlıklarını okuyup sayfayı kapattı bile)
adamlar ürünün adını bile okumuyor


8) Takasçılar
Lidyalılar'dan bile eski çağlarda yaşayan bu arkadaşların nasıl akıllı telefon kullandıkları hala bilim adamları tarafından araştırılmaktadır. Onların dünyasında alışveriş yoktur. iPhone 7 ile Nokia 3310'u takas etmek vardır. Bu arkadaşlar ölücülerin para kullanmayan biçimidir. Olur da takası kabul ederseniz bir sonraki adımda 3310'un ekranının değişmesi gerektiğini söylerler.
takas olur mu

9) Araplar
Suriyeli olduklarını tahmin ettiğim bu arkadaşlara ait ilanlarda ne satıldığını anlamak çok zordur. Arapça bilmiyor olabilirim, evet ama ilanın fotoğrafından da mı bir şey anlaşılmaz yahu! Siz evinizden dışarı çıkmasanız bile Suriyeliler bir şekilde gelip sizi buluyor bu sayede.
töbe töbe

10) Karambole gidenler
Büyük ihtimalle televizyonda reklamı görüp, sonrasında "Letgo da neymiş ki?" diye düşünerek uygulamayı yükleyen arkadaşlarımızdır. Telefonu kurcalarken saçma bir fotoğraf çekip ilan olarak eklediklerinin farkına varmazlar. Fiyat hep pazarlık edilebilir, kategori de hep diğer olarak karşımıza çıkar. Zararsız arkadaşlardır. Bırakırsanız kendileri gider zaten.
Şuna basınca ne oluyor

9.8.16

Kabağın da bir sahibi var

Kabağın da bir sahibi var
Vaktiyle bir mübarek bir zat tıraş olmak için berbere gider. Berberden saçlarını usturaya vurmasını ister. Berber tıraşa başlar. Saçların bir kısmı tam olarak kazınmıştır ki mahallenin kabadayısı içeriye girerek mübarek zatın başının saçsız kısmına vurur ve "Kalk bakalım kabak derviş, kalk da tıraşımızı olalım" der.

"Dövene elsin, sövene dilsiz" olmayı kendine ilke edinmiş olan derviş bir şey demeden kalkar ve kabadayıya yerini verir. Kim bilir belki de kabadayıyı da bir imtihan vesilesi bilmiş, buna da sabretmenin günahlarına kefaret olacağını düşünmüştür.

Kabadayı dervişin cevap vermeyişinden midir yoksa onu tanımadığından mıdır bilinmez, kendi tıraş olurken de dervişi sürekli aşağılamaya başlar. Dervişin adı onun için kabak olmuştur. "Kabak aşağı, kabak yukarı!" diye konuşur durur.

Tıraş bittikten sonra kabadayı dükkândan çıkar. Çok geçmeden geminden boşanan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir ve kabadayıyı ezip geçer. Mahallenin kabadayısının cansız bedeni yolun ortasında yatmaktadır.

Dervişi evvelden tanıyan berber şaşkın bir şekilde dervişe döner ve sorar; "Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?"
Durumdan sıkılan derviş mahzun bir şekilde cevap verir: "Vallahi gücenmemiştim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!"

23.5.16

Konya Gezi Rehberi

Konya seyahatimiz için biletlerimizi aldık ve hava alanından teslim almak üzere araç kiraladık. Araba kiralamak hem büyük kolaylık sağlıyor hem de kaba bir hesap yaptığınızda ulaşımın daha ucuza geldiğini fark ediyorsunuz. Arabayı teslim alırken nerede kahvaltı yapabileceğimizi sordum. Bize Sille'yi önerdiler.

Sille
Sille;

Konya, Selçuklu'ya 8km uzaklıkta eski bir belde. İçerisinde Rum Roma döneminden kalma mağaralar ve kilise var. Ortasından suyun aktığı güzel bir yer. Buraya geldiğimizde tur otobüslerinin de yolcularını kahvaltıya getirdiklerini gördük. Demek ki doğru bir yerdeyiz diye düşündük. Kahvaltı için birden fazla mekân var. Bizim tercihimiz Sille Konak Cafe & Restaurant oldu. Konağın içinde ya da bahçesinde kahvaltınızı yapabiliyorsunuz. Tatil günlerinde açık büfe kahvaltı var. Açık büfesi şimdiye kadar gördüğüm en iyi menülerden birine sahip. Çeşit çeşit peynir, reçelleri geçtim fırında mantar, soğan halkaları, birkaç çeşit patates, dereotundan maydanoza kadar yeşillikler ve 8-10 çeşit meyve de unutulmamış. Bu kadar yedikten sonra öğle yemeğini de pas geçiyorsunuz. (Mayıs 2016 itibariyle açık büfe kahvaltı fiyatı kişi başı 24TL) Kahvaltınızı yaptıktan sonra çevredeki mağaralara çıkabilirsiniz. Biz çocuklu olduğumuz için sadece en alttaki mağaraya bakabildik ama birçok mağara mevcut. Hediyelik dükkânlarda el yapımı ahşap ürünler var.

Meram Bağları
Meram bağlarına gittiğimizde otopark görevlisi ile aramızda şöyle bir diyalog geçti.
- Abi selam. Burada görülecek neresi var?
+ Valla pek bir şey yok mesire yeri işte.
- Hadi ya! O zaman biz başka bir yere gidelim.
+ Tamam. Bir tek şurada biz türbe var, Fatiha okuyup öyle gidin bari.

Biz de Fatiha okuyarak bir sonraki durağa doğru yola çıktık. Fatiha okurken dikkatimi çeken bir şey bazı ablaların türbenin etrafını tavaf etmesi oldu. Dinimizde böyle bir şeyin olmadığını hatırlatmak istedim ama sonra yanlış anlaşılmaktan korkarak vazgeçtim.

80 Binde Devriâlem Parkı
80 Binde Devriâlem Parkı
Eşyaları otele bıraktıktan sonra resepsiyon görevlisinin tavsiyesi ile normalde gitmeden önce varlığını fark etmemiş olmamıza rağmen planımıza eklediğimiz bir yer. İstanbul'daki Miniatürk'te sadece ünlü binaların maketleri var. Bu park ise 3 bölümden oluşuyor. İlk bölüm Miniatürk gibi yapılardan oluşuyor. İkinci bölümü çizgi film karakterlerinin maketlerini içeriyor. Sadece maket yapmayla kalmamışlar çizgi film karakterlerinin evlerini de inşa etmişler. Üçüncü bölümde ise dinozor sergisi var. Çeşit çeşit dinozorlar sesli ve hareketli olarak geniş bir alanda sergilenmiş. Park 18:30'da kapanıyor. Giriş ücreti tam bilet 7TL, indirimli bilet 5TL

Somatçı Fihi Ma Fih Restaurant
Somatçı Fihi Ma Fih RestaurantKonya'da birkaç tan konağın yan yana sıralandığı Mengüç Caddesi var, bu caddedeki restoranlardan ilki. Tripadvisor'a göre en iyi yer burası olduğu için biz de bir gidip bakalım istedik. Gittiğimizde garsonlardan iki tanesi izinde olduğu için geriye kalan iki garson serviste zorlanıyordu ama insanlık hali diyerek çok takılmadık. Mekânın sahibi masanızı ziyaret ederek Somatçı isminin ne olduğu ile ilgili bilgi veriyor. Mevlevilikteki derecelerden biriymiş. Restoranda Selçuklu döneminden kalma yemekler yapıldığı için yemeklerin hiçbirinde domates ya da salça kullanılmıyor. Etleri yumuşak ve güzel, tam anlamıyla ağızda dağılıyor. Klasik yemeklerin yanı sıra menüde bulunan farklı yiyecekler şunlar;
* Fihi ma fih çorbası (Bulgur, nohut, fasulye, mercimek, dana eti)
* Cevizli közlenmiş biber çorbası
* Karamık çorbası (Bulgur ve karamık otu)
* Bademli köfte
* İncirli et
* Soğanlı erikli biftek
* Sirkencubin şerbeti (Bal, üzüm sirkesi, su)

Konak Konya Mutfağı
Konak Konya Mutfağı
İkinci günün sabahında kahvaltı için yer arıyoruz. Mengüç caddesinin karşısında bulunan bu mekân yolun kenarında olmasına rağmen açık havada rahatlıkla kahvaltı yapabiliyorsunuz. Serpme kahvaltı geliyor ve menüsü çok doyurucu. Biz masadakilerin hepsini bitiremedik. (Fotoğrafı çektikten sonra sıcaklar geldi) Ücretsiz otoparkı da olduğu için arabayı burada bırakarak şehir merkezini gezebilirsiniz. (Serpme kahvaltı fiyatı kişi başı 20TL)

Mevlana Müzesi
Mevlana Müzesi
Selimiye camisinin hemen yanında bulunan müzeye giriş ücretsiz. Ücretsiz olmasına rağmen gişeden ücretsiz bilet almanız gerekiyor. Buraya gitmeden önce orayı türbe olarak düşünerek cuma namazı kılarım diye düşünüyordum ama namazı müzede değil, hemen yanındaki Selimiye Camisinde kılıyorsunuz. Mevlana müzesine girerken galoş giymeniz gerekiyor ve bebek arabaları içeriye alınmıyor. İçeride türbenin yanı sıra Mevlana hazretlerinin cübbesi gibi eşyalar da var. Türbenin dışında ise o dönemin dervişlerinin kaldığı ve ders aldığı odaları gezebilirsiniz. Güzel ülkemin güze insanları türbenin bahçesinde bulunan bir karışlık havuza dilek dilemek için para atmayı ihmal etmemiş. Bu alışkanlığın da dinimizde bir yerinin olmadığını hatırlatmak isterim.

Şems-i Tebrizi Türbesi
Mevlana müzesine yürüme mesafesinde bulunan türbe caminin içerisinde. Kısa bir yürüyüş ile türbeyi ziyaret edebilir, yol üzerinde bulunan Konya yazılı tabelanın yanında fotoğraf çektirebilir, Konya şekerleri ve hediyelik eşya dükkânlarına uğrayabilirsiniz.

Alâeddin Tepesi
Dümdüz Konya'nın içerisinde ne kadar tepe olabilir ki diye düşünerek gittiğimiz bir mekân. Yüksekliği 20 metre. Soluklanmak isterseniz oturup çay içebileceğiniz bir mekân. Biz ne var diye görmek için bir bakıp, oturmadan geri döndük.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya ziyaretim sırasında en çok beğendiğim yerlerden biri. Google maps üzerinden yol tarifi istediğimde bahçenin 16:30'da kapanacağını yazıyordu ama saat yanlış girilmiş. Bahçenin kapanış saati 18:30
Kapalı bir alan içerisinde çeşit çeşit kelebek sizi bekliyor. Renk renk kelebekler etrafınızda uçuşuyor, hatta bazıları kafanıza konmak için hamle yapıyor. İçerisi kelebeklerin yaşayacağı sıcaklıkta ve nemde olduğu için sizi biraz terletebilir. Canlı kelebeklerin bulunduğu alanı gezdikten sonra kelebek çeşitlerinin ve kelebeklerin evrelerinin bulunduğu bir müze alanını ziyaret edebilirsiniz. Ufak bir sinema salonunun da bulunduğu mekânda "Minuscule" animasyonunun bir bölümü sürekli dönüyor. Kesinlikle görülmesi gereken bir yer. (Bilet fiyatları Tam: 7.5TL, Öğrenci: 5TL)

Cemo Etli Ekmek
Dönüş için havaalanına gitmeden önce son bir yemek imkânımız vardı. Tirit ile Etli ekmek arasında bir seçim yapmamız gerekiyordu. Seçimimizi etli ekmekten tana yaptık ve Cemo'ya gittik. Şehir içinde bulunan bu mekânda etli ekmeğin yanı sıra etli ekmeğe çok benzer olan Konya böreğini de yemenizi tavsiye ederim. Konya böreği ile etli ekmek ile Konya böreği arasındaki fark böreğin kenarlarının bükülmüş olması ve etin üzerine kaşar konmuş olması. Yemekten sonra kızarmış dondurma ya da sac arası tatlısını da deneyebilirsiniz. İstanbul'da Ovalı Konya Mutfağı'nda sac arası tatlısı fıstıkla yapılıyordu. Cemo'da cevizli geldi. Normali nasıl bilmiyorum ama ben fıstıklıyı tercih ederim.

Cemo Etli Ekmek

9.2.16

Software Development Explained With Cars